Sibirya Kazı (Kırmızı Göğüslü Kaz) Özellikleri
Doğa tutkunlarının ve kuş gözlemcilerinin peşinden koştuğu en nadir su kuşlarından biri, şüphesiz Sibirya kazıdır. Bilimsel adı Branta ruficollis olan bu canlı, göğsündeki parlak kiremit kırmızısı renk sebebiyle ülkemizde daha çok “Kırmızı Göğüslü Kaz” olarak bilinir. Sadece renkleriyle değil, binlerce kilometrelik zorlu göç yolculuklarıyla da yaban hayatının en dirençli üyelerinden biridir.
İçerik Başlıkları
ÖNEMLİ YASAL UYARI:
Sibirya Kazı, nesli dünya genelinde tehlike altında (Duyarlı – VU) olan koruma altındaki bir türdür. Türkiye’de ve uluslararası çevre sözleşmelerinde (BERN ve RAMSAR) avlanması KESİNLİKLE YASAKTIR. Bu kuşa zarar vermenin veya avlamanın cezası çok ağır para cezaları ve yasal yaptırımlardır. Bu rehber, avcılarımızın kuşu tanıması, doğada karıştırmaması ve korunmasına destek olması amacıyla hazırlanmıştır.

Kırmızı Göğüslü Kazın Fiziksel Özellikleri
Sibirya kazı yaban kazları ailesinin en küçük ve en zarif üyelerinden biridir. İlk bakışta göğsündeki, boynundaki ve yüzündeki canlı kestane-kırmızı renkli tüyleriyle dikkat çeker. Sırtı ve kanatları koyu siyah, karın kısmı ise bembeyazdır. Siyah ve beyazı ayıran ince çizgiler, kuşa adeta bir sanat eseri görünümü kazandırır.
Erkek ve dişi kazlar dış görünüş olarak birbirine çok benzer. Sadece yetişkin erkekler, dişilere kıyasla biraz daha iri bir gövdeye sahiptir. Gagaları diğer kaz türlerine göre oldukça kısa ve siyahtır. Bu kısa gaga yapısı, yerdeki kısa otları ve filizleri kolayca koparabilmesini sağlar. Kanatları ise vücuduna oranla uzun ve dardır; bu da onlara havada müthiş bir hız ve ani dönüş kabiliyeti kazandırır.

Göç Rotaları ve Türkiye’deki Yaşam Alanları
Sibirya kazı Bu kuşlar tam bir kış göçmenidir. Yaz aylarını Sibirya’nın kuzeyindeki buz gibi tundra bölgelerinde, insan ayağının pek değmediği sulak alanlarda üreyerek geçirirler. Ancak Eylül ve Ekim aylarında kuzeyde havalar iyice bozup sular donmaya başlayınca, güneye doğru muazzam bir yolculuk başlatırlar.
Kışlamak için çoğunlukla Karadeniz’in batı kıyılarını seçerler. Romanya ve Bulgaristan kıyıları en büyük kışlama alanlarıdır. Genellikle kendileri gibi koruma altında olan ve benzer bölgelerde kışlayan Ak Yanaklı Kaz gibi göçmen türlerle aynı rotaları paylaşırlar. Sert kış şartlarında ise rotalarını daha da güneye çevirerek Türkiye’ye gelirler. Ülkemizde özellikle Trakya bölgesindeki sulak alanlarda, Karadeniz kıyılarındaki lagünlerde, Kızılırmak ve Yeşilırmak deltalarında (Samsun Kuş Cenneti gibi) nadir de olsa görülürler.
Havada uçarken büyük “V” şekli oluştururlar. En öndeki lider kuş rüzgarı göğüsler, arkadakiler ise onun yarattığı hava akımından faydalanarak daha az yorulur. Bu yardımlaşma sayesinde binlerce kilometrelik mesafeleri çok az kayıpla aşmayı başarırlar.
Beslenme Alışkanlıkları ve Sürü Davranışı
Sibirya kazları tamamen otçul canlılardır. Kışlama alanlarına geldiklerinde zamanlarının büyük kısmını yiyecek arayarak geçirirler. Ülkemizde sıkça görülen yaygın ve iri bir tür olan Boz kaz gibi sığ göl kenarlarındaki su bitkilerini ve deniz yosunlarını çok severler. Ancak asıl beslenme alanları, sulak alanların yakınındaki tarım arazileridir. Geceyi güvenlik amacıyla açık sularda geçiren sürüler, gün ağarırken tarlalara dadanır. Özellikle yeni ekilmiş buğday, arpa filizleri ve hasat sonrası tarlada kalan mısır taneleri en temel besin kaynaklarıdır.,
Çok sosyal ama bir o kadar da ürkek hayvanlardır. Doğada asla tek başlarına hareket etmezler. Yüzlerce kuştan oluşan büyük sürüler halinde gezerler. Tarlada otlarken sürünün içinden birkaç deneyimli yaşlı kaz sürekli “nöbetçi” olarak bekler. Kafalarını dikip etrafı gözetleyen bu nöbetçiler, en ufak bir insan veya çakal karaltısı gördüklerinde tiz bir sesle çığlık atarak tüm sürüyü aynı anda havalandırır.

Doğal Korunma Yöntemleri ve Üreme
Sibirya kazlarının üreme dönemi Haziran ayında Sibirya tundralarında başlar. Yerde, otların arasına gizlenmiş yuvalar yaparlar ve dişi kuş buraya 4 ila 6 adet yumurta bırakır. Yaklaşık 25 gün süren kuluçka döneminde dişi yuvadan neredeyse hiç ayrılmaz.
Bu türün en ilginç özelliklerinden biri, yuvalarını bilerek Doğan, Şahin veya Baykuş gibi yırtıcı kuşların yuvalarının yakınına yapmalarıdır. Çünkü bu büyük yırtıcılar, kendi yuvalarını korumak için tilki ve gelincik gibi yumurta hırsızlarını çevreye yaklaştırmazlar. Sibirya kazları da bu sayede yırtıcıların koruma kalkanından bedavaya faydalanmış olur. Yavrular yumurtan çıkar çıkmaz hemen suya inebilir ve anne babalarının peşinde yüzmeyi öğrenirler.
Yaban hayatının bu eşsiz süsünü korumak, doğaya saygılı tüm avcıların ve doğaseverlerin ortak görevidir. Sulak alanlarımızın korunması ve yasadışı avcılığın önüne geçilmesi, Kırmızı Göğüslü Kazların gelecekte de semalarımızda süzülmesini sağlayacaktır.
Sibirya Kazı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Sibirya kazı (Kırmızı göğüslü kaz) avlamak yasak mı?
Evet, Sibirya kazının avlanması Türkiye’de ve uluslararası sözleşmeler kapsamında kesinlikle yasaktır. Nesli küresel ölçekte tehlike altında olan bu koruma altındaki türü avlamanın, vurmanın veya zarar vermenin çok ağır para cezaları ve yasal yaptırımları (tazminat cezaları) bulunmaktadır.
Sibirya kazı Türkiye’de nerede görülür?
Kış aylarında göç eden Sibirya kazları, Türkiye'de çoğunlukla Trakya bölgesindeki sulak alanlarda, Karadeniz kıyısındaki lagünlerde, Kızılırmak ve Yeşilırmak deltalarında (Samsun Kuş Cenneti gibi) nadir olarak gözlemlenebilir.
Sibirya kazı ile boz kaz arasındaki fark nedir?
Sibirya kazı, Boz Kaz türüne kıyasla çok daha küçük ve zarif bir gövde yapısına sahiptir. En belirgin farkı ise göğsünde, boynunda ve yüzünde bulunan parlak kiremit kırmızısı (kestane rengi) tüyleridir. Ayrıca boz kazın avı belirli dönemlerde serbestken, Sibirya kazının avı tamamen yasaktır.
Sibirya kazları ne ile beslenir?
Bu kuşlar tamamen otçul canlılardır. Doğal yaşam alanlarında sığ göl kenarlarındaki su bitkileri ve deniz yosunlarıyla beslenirken, kışlama alanlarında ise sulak alanların yakınındaki tarım arazilerine inerek yeni ekilmiş buğday, arpa filizleri ve hasat sonrası tarlalarda kalan mısır tanelerini yerler.






